ALİ Ağaoğlu

Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu ile samimi ve keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Ekonominin lokomotifi inşaat sektörünü,  olmazsa olmaz enerji sektörünü sorduk ve gündemdeki kimi konularla beraber toplum üzerine konuştuk. Yaptık, oldu.


İthalat konulu araştırmalar gösteriyor ki, inşaat malzemeleri ve inşaat sonrasında kullanılan dekorasyon mallarının %40’ından fazlası Çin’den ithal ediliyor. Çin malları günümüzde hala tartışma konusu iken bu konuda yeterli bir denetim ve anlamlı yaptırımlar var mı ?

% 40’ının ithal edildiği, görüşüne katılmıyorum. Türkiye’deki konut inşaatlarıyla uzun zamandır ilgilenen kişilerdenim. Bu alanda 3 kişi varsa onlardan biri de benim. Türkiye’de özelikle son 10 senede inşaat sektörü önemli bir boyut değiştirdi. Bunun yanında, inşaat sektörüne malzeme tayin eden sanayi de çok gelişti. Şuanda inşaat yapımı için malzeme üreten firmaların malzeme kaliteleri, dünyada üretilen malzemelerin kalitesinde. İthal ürünler, üst sınıf ve marka gerektiren AA+ projelerde kullanılır; fakat bu tarz projeler Türkiye’ deki üretimin %2 sini geçmez. Bugün beyaz eşyada bile yerli olanı tercih ediyoruz.  Ben çalışanlarıma hep şunu söylerim:” İthali 10 lira, yerlisi 10,5 lira. 10,5 lira verin yerlisini alın.” Çünkü Türkiye’ de üretilen ürünler dünya standartını yakalamış durumda ve bu konuda da ihracat yapar durumdayız artık. Mesela, kendi üretimlerimde kullandığım ithal ürün %3-4 arasındadır.
Projelerinizin rağbet görmesindeki en önemli etken nedir ?  İnsanlar baba yadigârı evlerinden ayrılıp bu konutlara yerleşiyorlar. Acaba alışkanlıklar mı değişiyor  yoksa değişen dünyaya mı ayak uyduruluyor ?

Konut denilince akla ilk, başımızı sokacağımız bir yer ya da bir sığınak gelir. Bir yandan alışkanlıkları değişirken, diğer yandan yaşam standartlarını yükseltmek istiyor insanlar.  Eskiden konut, sığınak olarak görülürken; şimdi bir yaşam biçimi haline dönüştü. Bunu da ilk başlatan firma biziz. Bu konuda mütevazı davranamama gerek yok J .

Eski konutlar deprem yönünden çok güvensiz ve %70 i kendi ayakları üzerinde duracak yeterliliğe sahip değil. İnsanlar da kalitesi düşük bu evlerden uzaklaşıp; çoluk çocuğunu daha sağlıklı büyütebileceği, güvenli, sosyal olanakları daha fazla olan yerlerde yaşamayı tercih ediyorlar. İnsanlar 3-4 saatini trafikte işine gelip giderken harcadığı için evde çocuklarına ayıracakları vakti trafikte geçirmiş oluyor. Dolayısıyla da oturduğu yerden, tüm çağdaş olanaklara ulaşmak istiyor.

 

Saydığınız nedenler bize Kanal İstanbul’u çağrıştırdı. Çarpık kentleşme, deprem riski, boğaz trafiği gibi nedenlerin gerekçesi olan bu proje hakkında ne düşünüyorsunuz ? Kanal İstanbul projesi şirket çıkarlarınızla da örtüşüyor mu ?

Modernleşmeyle beraber kırsal kesimlerdeki nüfus kentlere akım etti. Başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerimiz aşırı göç aldı ve dolayısıyla devlet, şehirleri planlamakta geri kaldı. Onun için şehirlerimiz plansız ve kaçak yapılarla doldu. Devlet planlama yapmakta halkın gerisinde kalmıştı. Şehirler hem çarpık hem de kalitesiz yapılandı. Türkiye artık Kanal İstanbul gibi sıfırdan planlanan, hatta mevcut kentlerini bile kentsel dönüşüm yasası çerçevesinde  yıkıp yeniden inşa etmek mecburiyetine geldi. Bu da gerçekten büyük bir kaynak israfı oluşturuyor; ama bunun yapılması gerekiyor. Çünkü Allah göstermesin bir deprem olduğunda İstanbul’daki can kaybının ne olacağını düşünmek dahi istemiyorum. Binalarımızı deprem yıkmadan önce, bizim kontrollü bir şekilde yıkıp yeniden inşa etmemiz gerekli.  Kanal İstanbul Projesi bence, hem ekonomik hem de siyasi açıdan yapılması gereken bir proje. Türkiye bu projelere bundan 100-150 sene önce başladı. Süveyş Kanalı’nın 1856’da ilk kazmasını biz vurduk, temelini biz attık. Ama ondan sonra Mısır’ı kaybettik ve 1869’da İngilizler kanalı açtı. Şuanda İstanbul Boğazı, tanker ve gemi trafiği yönünden dünyanın en yoğun kanalı durumunda. Boğazdan senede, yaklaşık 60 bin tanker geçiyor ve bu çok ciddi bir risk oluşturuyor. Gaz ya da petrol tankerlerinden biri patlayıp yandığında veya çarpıştıklarında, Allah korusun, İstanbul’ un tüm havasını zehirler. Böyle bir projenin yapılma zorunluluğu bile var. Montrö Antlaşması yapıldığı zaman dünyada böyle büyük gemiler yoktu.  Petrol ve doğalgaz tankerleri yoktu. Günün şartlarına uygun bir şekilde Montrö  tarafları ile görüşülerek antlaşma  revize edilirse karşılıklı yarar da sağlanmış olacak.  Kanal İstanbul projesiyle, boğazın bir tarafı gidiş, bir tarafı geliş olacak ve bu şekilde gemi trafiği rahatlatılmış olacak. Kanalın etrafında da çağdaş bir yaşam alanı oluşturulacak ve yepyeni bir şehir kurulacak. Oradaki arazilerin çoğu da (%90-95’i) devlete ait olduğundan devlet kendi kasasına onlarca milyar dolarlık yatırım yapmış olacak. Bu proje insanlarımızın can güvenliği için, ekonomimiz için ve stratejik açıdan yapılması şart olan bir projedir. Başbakanımız bu proje için “Çılgın Proje” dedi ama ben buna katılmıyorum. Çünkü çılgın proje, yapılması imkânsız görünen, zor olan ve ekonomisi olmayan projedir,  ve sanıldığının aksine, ben bu projeyi çılgın bir proje olarak görmüyorum. O proje ekonomisi ve mantığı olan bir projedir. Proje gerçekleştirilirken çevreye en az zarar verecek şekilde, bilim adamları, akademisyenler ve alanında uzman kişilerle bir araya gelinip, inşa edilme olanağına sahip.

 İnşaat kalemlerinizle enerji yatırımlarınız arasında ne gibi farklar görüyorsunuz ? İnşaat sektöründe dev bir şirket var karşımızda, ancak enerji yatırımlarınız Türkiye’de belirli bir kesim tarafından takip edilir ve bilinir. Reklamlarla daha çok  inşaat şirketinin ön planda tutulduğu Ağaoğlu’nun arkasında gizli bir enerji imparatorluğu mu kuruluyor ?

Biz Ağaoğlu olarak 3 sektörde faaliyet gösteriyoruz: Birincisi inşaat (bizim amiral gemimiz), ikincisi turizm, (şuanda dört otelimiz var ve İstanbul’da yapmayı düşündüğümüz 8-10 adet projemiz daha var.) üçüncüsü  de enerji sektörü. Enerji sektörüne geç  girdik ama satın almalarla hızlı hareket ettik. Türkiye enerjide %80 dışa bağımlı ve bugün Türkiye ekonomisindeki en büyük sorun cari açık sorunu. Cari açığın oluşmasındaki en büyük etken de enerjidir. Yılda yaklaşık 55 milyar dolar dışarıya para ödeniyor. Türkiye kendi iç kaynaklarını kullanarak enerjisinin %50’ sini rahatlıkla karşılayabilir. Zaten %80 dışa bağımlıysan ülkenin bağımsızlığı dahi tartışma konusudur. Çünkü birileri gidip vanayı kapattığında burada hayat durur. Mesela, Almanya yılda 180 gün güneş alırken Türkiye 300 günün üzerinde güneş alıyor. Bu gibi durumların değerlendirilmesi gerekiyor. Bunun yanına termik santrali de kullanacaksın, nükleer santrali de. Türkiye’de maalesef HES’e, RES’e ve nükleere karşı yanlış bir kamuoyu oluşturuluyor.  Peki, enerjiyi nerden elde edeceksin? Eskiden Anadolu’da insanlar tezekten enerji elde ederlerdi. Bizler de öyle olamayacağımıza göre farklı kaynaklar bulmalıyız.  Başta RES olmak üzere Türkiye’de üretilen enerjinin % 12’ sini biz üretiyoruz ve HES konusunda çalışmalarımız devam ediyor.  Termik enerji konusunda da girişimlerimiz var. Bu konuda ürün çeşitliliğini arttırmaya yönelik çalışıyoruz; fakat her zaman amiral gemimiz inşaat hep olacak çünkü Türkiye’de yapılması gereken daha çok iş var. Ben hala İstanbul’un %70’ini arsa olarak görüyorum.

%70’ i arazi olan kentten bahsediyorsak, kentsel dönüşüm projelerinde Ağaoğlu’nu duyacağız o halde ?

Mesela, ortada 10 kiloluk bir pasta var herkes bundan pay almaya çalışıyor. Benim -karakterim gereği- düşünme şeklim daha değişik. Benim pastadan daha fazla pay kapma gibi bir kavgam yok. Benim kavgam; pastayı nasıl 20 kiloya, 30 kiloya, 50 kiloya çıkartırım düşüncesi olmuştur.  Pasta 50 kilo olduğunda ben oradan yine kendi payımı alırım. Önemli olan potansiyeli arttırmak. Çünkü Türkiye’nin çok genç ve dinamik bir nüfusu var. Türkiye’deki olanakları artırdığımızda herkesin gelir düzeyi artar ve refah seviyesi yükselir. Benim tüm çabam bu yönde olmuştur.

 

İlgilendiğiniz sektörlerle direkt ya da dolaylı olarak ilişkili, ihtiyacınız olan ürünleri kendiniz üretmeniz söz konusu oldu mu hiç ? Demir – Çelik, Çimento, Cam, Mobilya vb. …

Benim bir prensibim vardır: “10 tane yarım, bir bütün yapmaz.” Mesela benim şantiyelerimde günde 10-30 bin ekmek tüketiliyor. Peki, ben şimdi ekmek fabrikası mı kurayım? Herkes işini yapacak. Bizim işimiz proje üretmek, geliştirmek ve onu inşa etmek. Ekmekçi ekmeğini, demirci demirini, çimentocu çimentosunu verecek; dolayısıyla ekonomi canlı tutulmuş olunacak.

Gündemdeki şike operasyonları ve size de Trabzonspor’a başkan olma teklifleri devam ederken, gündemi ve teklifleri nasıl yorumlarsınız ?

Valla, beynimde kaç tane hücre var bilmiyorum ama bir tanesinden bile böyle bir düşünce geçmez. Ben günde 15-18 saat çalışan bir insanım.  Dolayısıyla böyle bir şeyin olması söz konusu değil, sadece spor da değil, STK lara da ilgi gösteremiyorum ama Türkiye’nin her iki konuda da örgütlenmesi ve sağlıklı çalışması lazım. Gerçi şu anda  STK ‘ların  pek sağlıklı çalıştığına inanmıyorum…
Fanatik değilim ama tabii ki de gönlüm Trabzonspor’dan yana. Sporun, spor gibi yapılması gerekir; kulüplerimizin isimlerinin bu tarz şike olaylarına karışması tabii ki de hoş değil. Her zaman sporun centilmence, adaletli bir şekilde yapılmasını desteklerim.

Ağaoğlu’nu inceleyince gördük ki kriz dönemlerindeki stratejileriniz oldukça başarılıydı. Peki sizin için ekonomik istikrar mı yoksa kriz dönmeleri mi daha kârlı ?

Bir iş adamının en çok önem verdiği şey, istikrardır. Hiçbirimiz kriz ortamını istemeyiz. Kalkınacaksak hep beraber kalkınacağız. Fakat maalesef Türkiye dönem dönem siyasi istikrarsızlığından dolayı ekonomik krizlere girdi. Ama kriz oldu diye de bir iş adamı oturup ağlayacak değil.  Ağaoğlu bugün bu noktaya geldiyse, tüm ekip olarak bu noktaya geldi. Bugün, benim şirketimde 25-30 yıldır çalışan insanlar var ve dolayısıyla ben onlarla beraber geldim bu noktaya. Yani kriz var diye de o insanları evlerine yollayacak değilim. Oturup ağlarsan krizin bir parçası olursun ve bunun adı kolaycılık olmuş olur. Hesaplanabilir risk almak, inanmak ve inandığını yerine getirmek gerekir. Örneğin insan vücudunda 5 litre kan vardır. Öldüğünde de aynı miktarda kan vardır ama ölüm ne zaman olur? O kan dolaşımı durduğunda olur. Ekonominin de kanı paradır; dolayısıyla para dönmesi durursa ekonomik ölüm gerçekleşir. Bu nedenle oturup beklemek yerine, hesabımızı daha iyi yaparak işimize devam edeceğiz. Eğer durup beklersen; bu durmak olmaz aksine 3 adım geri gitmek olur;  ama devam edip işini yaptığında 3 adım ilerlersin. Duran  kişiyle arandaki fark 6 adıma çıkar. O yüzden kriz dönemlerini iyi değerlendirmek, fırsatları görebilmek lazım. Benim burnum iyi koku olur. Mesela   ava çıktığım zaman yanıma köpek falan almam…

Kriz dedik, av dedik … Büyük balık – küçük balıka dolaylı olarak geldik Ali Bey…

İhale kurulunun belirlediği tutar miktarınca iş bitirme belgesi isteniyor. Halbuki o işi yapabilecek  yetide ama o miktara sahip olmayan firmalar var. İş bitirme belgesi ve istenen tutarlar arasındaki fark hakkında ne düşünüyorsunuz ?

İhale yapan kurum bir iş verirken; mali güce, teknik güce ve tecrübeye de önem verir. Sadece iş bitirme önemli değildir. Bugün Ağaoğlu bu noktaya geldiyse;  temeli 1981’ de atıldı, 30 senede bu noktaya geldi. Yani bir anda basamağın üst noktasına çıkmayacaksın. Teknik kadrona, mali gücüne göre işler yapacaksın. Şimdi gençler istiyor ki bir anda Ağaoğlu olalım.  Çalışacaksın, bir emek sarf edeceksin, zaman harcayacaksın ve bu şekilde ilerliyeceksin. Bu nedenle hiçbir zaman kolaycı olmamak lazım. Bunu da küçük düşünün anlamında söylemiyorum. Büyük düşünmezsen zaten büyüyemezsin.  Ama bu büyük düşünmeyi bir anda en tepe olayım yaklaşımıyla yapmayacaksın. Mücadele, inanmak ve yaptığı işi sevmek başaranın en büyük anahtarıdır.

Yolunuzu aniden kesip, sizden  iş isteyen oluyor mu?

Elbette; çünkü ben sürekli halkın içinde olan, ortada olan bir insanım ve bu tarz olaylar çok sık başıma geliyor. İşveren olarak talep ediliyor olmak ayrıca bizi mutlu ediyor. En son yapılan bir araştırmada “En çok hangi şirkette çalışmak istiyorsunuz?” diye sorulmuş ve ilk sırada Ağaoğlu geliyor.

Oldukça samimi geçen röportajın laf arasında geçenleri merak ediyorsanız söyleyelim 🙂

Ali Ağaoğlu 30 yıldır inşaat sektöründe ama yaşı henüz 22. Trabzon Of’lu. Of direk olarak Allah’a bağlı diyor. Çalışma azmini ve kararlılığını memleketi ile aynı cümlede kuruyor. Ektiğimi biçiyorum diyor ama bunu yaparken de ekmeye devam ediyor. Hayallerden çok hedefleri var. Özellikle magazinsel olmayıp aslolanı bulmaya çalıştığımız röportajdan anlıyoruz ki: Ağaoğlu ne magazinle ne sözlüklerde yazılanlarla ne de gazetedekilerle hiç ilgili değil. Açıkçası pek umursamıyor hakkında yazılan çizilenleri. Çünkü, zaten ortada olan bir adamım diyor. Eşinden ayrılalı 13-14 sene olduğunu söylüyor. Çevreyi, doğayı seviyor. Projelerinden ve çalışmalarından bahsederken çevre vurgusu yapıyor. Genç, yakışıklı ve bekar bir adam olduğunu da bilinç altına yerleştirmeye devam ediyor.

Ömer EKMEN| İpek KOÇ  Marmara Active Yaz Özel Sayısı
omer@marmaraactive.com | ipek@marmaraactive.com

 

  • 23.02.2012

İşadamı Ali Ağaoğlu, 475 bin liralık elektrikli otomobilini, İTÜ Makina Fakültesi’ne hediye etti. Öğrenciler, otomobili derslerinde kullanacak!

BÜYÜK ALKIŞ ALDI
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin düzenlediği ‘İTÜ EMÖS Başarı Ödülleri’ sahiplerini buldu. Törene ‘Yılın İşadamı’ seçilen Ali Ağaoğlu’nun jesti damga vurdu. Ünlü işadamı, 475 bin lira değerindeki elektrikli otomobilini, İTÜ Makina Fakültesi’ne bağışlayınca dakikalarca alkışlandı.

PARÇALAYABİLİRLER
Ali Ağaoğlu: Fakültenin dekanı telefonla arayıp “Elektrikli araba konusunu işliyoruz, incelemek üzere Tesla Roadster’ınızı üç günlüğüne verir misiniz?” dedi. Ben de “Üç gün olmaz, en iyisi bağışlamak. Öğrenciler ister test etsin, ister parçalasınlar” dedim.

 Kaynak: http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Magazin/2012/02/23/475-bin-liralik-jest

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: